Mahsun Kırmızıgül'ün annesinin hayatını anlattığı iddia edilen Hayat Devam Ediyor, başladığı günden beri büyük ilgi gördü. Dizinin en çok konuşulan sahnesi kuşkusuz Hayat ile Abbas Altındağ'ın gerdek sahneleriydi. Kasıtlı olarak bu denli mide bulandırıcı yapıldığı çok açık bu sahnelerin. Neden derseniz, gazetede okuduğumuz, televizyonda izlediğimiz çocuk gelinleri hiçbir zaman tam anlamı ile ciddiye almıyor, haberi beş dakika sonra unutabiliyorken bu görüntüleri uzun süre silebilmemiz zor hafızalarımızdan. Abartı var ya da yok bilemeyiz yaşamadığımız için, abartı olsa bile sanat bu değil midir? Aşırıya kaçarak seyircinin ilgisini kazanmadı mı bir anda dizi? Bu konuda ne senaryoyu ne görüntüleri gereksiz bulmuyorum ben, zira bu olaylar hikaye gibi çay eşliğinde televizyonda izlediğimiz ya da elimizdeki gazetede okuduğumuz, üstüne başka şeyler konuşup unutacağımız şeyler olmamalı.
Genel hikayede eksik bulduğum noktalar da var elbette. Mesela biz bile uzaktan sadece töre dizisi izleyip doğu ile ilgili duyduğumuz hikayelerle biliyoruz bekaretin bu toplumdaki yerini. Sadece Doğu'da değil, İstanbul dahil bir çok büyükşehirde bile 'Evlenmeden olmaz' tabiri bu kadar yerleşikken, Hayat ile Kerem hangi akla hizmet böyle bir gözükaralığa girişmişler? Tamam birbirinizi seviyorsunuz falan ama kendi törelerini bilmiyorlar mı? Farkında değiller mi bu lanet olasıca adetlerin başlarına açacaklarını? Bekaret, Türk toplumu için en tabu konu hala. Töre cinayetleri, aldıkları kız 'kiz çıkmadı' diye vuran erkekler üçüncü sayfalarımızı süslüyor. Kadınlar sinek gibi avlanıyor bırak bir haltlar yemesini, yan gözle dışarıya baktı diye. Hadi bunları geçtik, 15 yaşındaki, ergenliğe bile yeni girmiş bir kızın sevgilisiyle yatması ne kadar masumane? Siz ne düşünürsünüz bilemem, ama bu nedenle Hayat ile Kerem'in aşkı da o masumiyetini kaybediyor benim gözümde. Başlarına gelecekleri bilerek yatmaları bile bile lades değil mi? Bunun yerine aşkları sadece 'duyulduğu' için zorla evlendirilen bir kızı anlatsaydı Kırmızıgül, daha mı güzel olurdu ne?
Dizinin en güzel cümlelerinden birini babası Abbas ile kavga eden Berat söylüyor, 'Töreyi uçkur düşüklüğünüze bahane olarak kullanmayın' diyor. Yabancı bir insan Türkiye'nin doğusu ile batısına ve farklı adetlerine baksa aynı ülke olduğuna inanmaz. Halbuki bizim kültürümüz her yöresi ile hoşgörü, merhamet ve misafirperverliği ile örnek olacak töre ve ananelere sahiptir. Doğu kültürünü sadece töre cinayetleri, 15 yaşındaki kızlarla evlendirilen adamlar olarak tanıyoruz biz, ne acı. Çünkü zaman geçtikçe, 1000 yıl önce mantıklı ve gerekli olan adetleri kendi çıkarlarına göre değiştirmiş yurdumun insanı. Berat'ın da dediği gibi, 15'lik kizi töre kisvesi altında yatağına almak için töreyi de adeti de kendine göre uyduruyor Abbas gibiler. Sonra gel de batı medeniyetleri seviyesine eriş böyle bir kafa ile.
Dizinin vermek istediği diğer toplumsal mesaj da akraba evlilikleri ile ilgili. Mutsuzluğa sürüklemeleri başka bir şey yapmıyor iste mal içeride kalsın diye yapılan evlilikler. İsmail amca kızı Kudret ile evlenmiş ve dört çocuk yapmış da ne olmuş? Adamın gönlü yok işte kuma almak zorunda kalmış aşık olduğu kadını,herkes mutsuz olmuş. Yine yukarda dediğim gibi,zamanında gerekliymiş yapılmış tamam ama artık zaman değişiyor, adetlerin de değişme zamanı gelmedi mi? Rahat koltuğumuzdan diziyi izleyip yorum yapmak kolay tabi, buradan Kudret'e kızmak da kolay. Kim ister böyle bir hayatı olsun sırf mal bölünmesin yabana gitmesin diye? Bu dizi hayatı sorgulamama sebep oluyor sanırım.
Kudret demişken, Rozet Hubeş bu rolde harikalar yaratıyor bence. Genç oyunculardan Serkan Şenalp yani Malik de sakat kolu ile ekran macerasına başladığı Selena'dan sonra kendisini cok geliştirmiş. Hayat karakterini oynayan Meltem Miroğlu ise nedense bana çok oturmamış gibi geliyor diziye, ya da ben irite oluyorum biraz kendisinden neden bilmem. Kim ne derse desin, dizinin yıldızı tabi ki Rana Cabbar'dır. Ondan başka kim Abbas Altındağ karakterini böylesine hafızalara kazıyabilirdi? Her 'Yeavruuum' deyişinde insanın içi bir fena oluyor, 'Sen koru bizi böyle adamlardan!' diyesi geliyor.
Dizinin müzikleri çok etkileyici olsa da Mahsun Kırmızıgül burada tekrara düşmüş,zira tema müzikleri daha önce çektiği filmi Gecenin Kanatları ile aynı. Dinlerken hep 'Ben bunu daha önce bir yerde dinledim sanki' izlenimi veren müzikler, bu filmi izlemiş izleyicilere çok yabancı gelmeyecektir. Başka bir eleştirim de isim kullanımına. Dizinin adından olsa gerek, özellikle Hayat ismine vurgu yapmak isteyen bir senaryo söz konusu. Ayrıca herkes birbiriyle konuşurken her cümlede isim kullanıyor, her cümle 'Ama İsmail..' 'Kerem bak' falan diye başlıyor. Tamam, aptal değiliz, anladık karakterlerin isimlerini, her cümle başında söylemeye ne hacet? Bence bir çok seyirciyi aptal yerine koyuyor gibi, bilmem siz ne düşünüyorsunuz?
Son olarak, Sıraç karakterinin en büyük hayranı olan, namı diğer Seda Ablamın da dediği gibi dizinin adı 'Tokat Devam Ediyor' olabilirmiş, İsmail'in tokatları her hafta kime patlayacak diye merakla bekliyoruz. O atmasa ya Abbas ya Hacı Emin olmadı Kudret birileri mutlaka kaldırıyor o eli. İzleyip göreceğiz, bakalım bu haftanın talihsizi kim?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder