22 Ocak 2013 Salı
Dünyaya İki İbrahim Geldi, Biri Putları Yıktı Diğeri Putları Dikti; Figani
Hürrem'in düşleri gerçek oldu, İbrahim hakkın rahmetine kavuştu. Hürremciler bayram ederken İbrahimciler ve Mahidevrancılar kahroldu. İbrahim'in Şehzadebaşı Cami'ndeki türbesi doldu taştı, Hürrem aleyhtarları hemen suçu Hürrem'e buldu. Peki gerçekte neler oldu? İbrahim'in katili Kanuni mi, Hürrem mi yoksa kendi öz be öz egosu mu?
Hürrem İbrahim'den neden nefret ediyordu? Sadece iktidarına karşı rakip miydi yoksa Mahidevran'ın tarafında olduğundan dolayı mı nefret ediyordu? "Süleyman'ın Son Rüyası" kitabı ve Alain Paris başta olmak üzere bir çok yazarın iddiası farklı yönde aslında. Hürrem'in İbrahim'e aşık olduğu ve fakat İbrahim'in bu aşkı karşılıksız bırakarak onu Süleyman'a cariye olarak hediye etmesinin bu aşkı nefrete döndürdüğü söylenir. Süleyman'ı kendine aşık ederek İbrahim'den intikamını Süleyman'ı kullanıp onu gözden düşürerek alır böylece Hürrem Haseki Sultan. Bazı şehir efsaneleri Sarı Selim olarak bilinen İkinci Selim'in de İbrahim'den olduğunu öne sürerler. Koskoca Kanuni Sultan Süleyman'ın sarhoş, karı kız peşinde koşan, hamamda cariye kovalarken düşüp kafayı kırıp hakkın rahmetine kavuşan oğlu mu olurmuş? Kanuni'ye Selim'i yakıştıramayan halkın ortaya çıkardığı hikayeler olduğunu düşünsem de ateş olmayan yerden duman çıkmaz, kimbilir?
Hatice'nin son fragmandaki atarı, elbette beklenen bir tepkiydi. Biricik kocasını, aşkını toprağa veren Hatice, abisini babaları Yavuz Sultan Selim'e benzetti. Neden? Yavuz adını yiğitliğinden değil zalimliğinden alıyordu zira. Zamanında en küçük kardeş olarak tahta en uzak insan olan Yavuz, kardeşleri ile iç savaşa girmiş, babası İkinci Bayezid'i tahttan indirmiştir. Paranoyak bir kişiliğe de sahip olan Yavuz, sonunda oğullarını düşman bellemiş, kalan tek oğlu Süleyman'ı da daha önceki bölümlerde izlediğimiz üzere zehirli kaftan göndererek öldürmeye kalkmıştır. Babasının paranoyasının abisine de geçtiğini düşünen Hatice, yok yere kocasının öldürüldüğüne inanarak abisini aynı paranoyanın kurbanı olmakla suçlamıştır.
Peki Süleyman ne kadar paranoyak idi İbrahim konusunda? Gerçekten Hürrem yüzünden mi kıymıştı en iyi arkadaşının canına? Hayranları İbrahim'i savunsalar da İbrahim sütten çıkma ak kaşık değil şimdi arkadaşlar. Aslan Terbiyecisi hikayesinin doğruluğu tartışılır fakat İbrahim'in Doğu seferinde kendine Sultan Otağı kurdurduğu, Sultan İbrahim dedirttiği ve hatta fermanlar gonderip Sultan İbrahim olarak tuğra bastırdığı bilinen gerçekler arasında. Yani kimse İbrahim'i savunmasın, yaptıkları ile Süleyman gibi adamı çileden çıkartmış. Hürrem'in de payı yadsınamaz elbette, İbrahim ekmeğine yağ sürmüş bol bol. Kendi düşen ağlamaz İbrahim, en sevdiğin soruyu sana sormak isterim şimdi "Kimsin sen be adam?"
Pargalı'nın ölümü Osmanlı'ya ne getirdi, ne kaybettirdi peki? Pargalı, Osmanlı'nın batı yüzü idi, filozofuydu, belki de fikirleri ve fethetme azmi Osmanlı'yı İtalya'ya, Vatikan'a ve hatta Amerika'ya götürecekti. Buradan iddia etmek kolay tabi, belki de oturdukları yerde sayacaktı Osmanlı. Fakat İbrahim'den sonra Mustafa'nın da ölümü ile Osmanlı batı hayallerinden geri kaldı, doğuya yöneldi Kanuni de. Sokullu Mehmet Paşa dahil hiç kimse Süleyman'ı anlayamadı, fikir veremedi, yönlendiremedi. Osmanlı'nın batı ile ilişkisi en aza indi, ne batılı aydın kitaplarını okudu ulema kökenli paşalar, vezirler ne de padişahlar Kanuni ile Pargalı'nın ilişkisini yakalayabildiler adamları ile.
Son olarak Pargalı'nın ölümü ile ilgili şunları belirtmek isterim, İbrahim dizideki gibi telle değil, ipek eşarp ile boğulmustur. Bu neden önemlidir? Zira sadece hanedan üyeleri böyle öldürülme ayrıcalığına sahiptir çünkü soylu kanları vardır ve dökülemez. Onun dışında kim öldürülerse öldürülsün idam edilmek ya da asılmak zorundadır. Bu öldürülme şekli olurken bile Süleyman'ın İbrahim'e verdigi değeri gösterir. Tarihe göre, Hürrem'in İbrahim'in öldürüleceğiden haberi vardı, hatta Hatice, Süleyman, Hürrem ve İbrahim hep beraber iftar yaptılar. Sonrasında Hürrem Suleyman'ın kararından dönmesini engellemek için onunla beraber kalırken, kapıdaki ağalar Hatice'nin dışarı çıkmasını önlediler. Yani Süleyman son dakika kararını değiştirse bile onun yanında dönmesini engelleyen Hürrem vardı,İbrahim ne kadar yalvarırsa yalvarsın.
Pargalı'nın katillerinin ninjalara benzemesi ve kürklü ugg giymeleri komedi unsuru olurken, Şah Sultan'ın ilk geldiği bölümdeki french ojeleri de dikkatten kaçmadı. Suskunlar dizisinin tüm oyuncuları da yavaştan Muhteşem Yüzyıl'a geçiyor sanırım. Lütfi Paşa da zalimliği ile bilinen bir zattı, İbrahim gibi batılı bir yüz değil, tam tersi bağnazlığın sembolü idi. Öyle ya da böyle, bir devir kapandı Süleyman'nin 46 yıllık iktidarında. Artık Hürrem'i de kimse tutamaz a dostlar, şampiyon belli ikinci kim?
9 Ocak 2013 Çarşamba
Bu Da Benim Oyum; Tuba Mı Beren Mi?
Yeni yıla iddialı giren Kanal D ve Star Tv ekrana sürdükleri işler ile adlarından söz ettirmeye devam ediyorlar. Beren Saat'i de Tuba Büyüküstün'ü de beğenerek izleyen biri olarak heyecanla iki diziyi de izledim. Bunu okumaktan hoşlanmayanlar olabilir ama maalesef iki dizi de bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Sanırım Ay Yapım bir yandan, yabancısını beğendiğim Revenge bir yandan beklentilerimi çok yükselttiler. Ha diziler kaldırılır mı asla, izleyici iki yüzü de özlemiş, ekranların da entrikaya ihtiyacı vardı.
İntikam'ın en büyük eksiği ile başlamak istiyorum sözlerime; Toygar Işıklı faktörü. Beren Saat'in bugüne kadar oynadığı her dizide arka fonda hep yumuşak ya da gergin nağmeleri ile duymaya alışık olduğumuz Işıklı ezgileri bu dizide yok. Yapım şirketinin farklı olması nedeni ile bu müziklerden uzak kaldık. Ve fakat, zenginlerin dünyası ve entrika dendi mi bende hep bir Toygar Işıklı sevgisi uyanır. Bu sefer büyük eksiklik var izlerken. Müzikleri kim yapıyorsa hiç olmamış anlayacağınız, otur sıfır.
Senaryosu bir filmden uyarlama olduğu icin gereğinden yavaş giden 20 Dakika'nın avantajı ise müzikleri. Ve fakat bu da bu diziyi kurtarmaya yetmeyecek, zira olay akışı çok zayıf. Tamam hapishane işkenceleri gösterilecek, Melek'in yaşadığı dram verilecek, Ali'nin geçireceği evrimi göreceğiz ama ikinci bölüm boyunca neredeyse 0 ilerleme gördük. İntikam, 20 Dakika'ya göre çok daha hızlı ilerliyor doğal olarak. İkinci bölümde bizim ailenin yarısına fenalıklar geldi izlerken 20 Dakika'yı, yaratılmaya çalışılan Ezel havası bu dizide cok tutmadı sanki.
Ama bu entrika İntikam'a yeterli olmayacak bence. Nejat İşler'in her dizinin ikinci sezonunda sıkılıp diziyi bırakma huyunu unutmuş sanırım zavallı yapımcılar, Aliye gibi yapımı bırakan İşler acaba bu dizide kaç bölüm dayanabilecek? Zamanlama hatalarına ve mantıksal hatalara değinmek de istemiyorum pek, zaten Şahika karakteri beni yeterince üzdü. Asla bir Victoria değil, olamaz. Çünkü Victoria her şeyiyle Firdevs Yöreoğlu'nun ABD'de vücut bulmuş hali idi, ve hatta bir Sümbül Karadağ'ın Hamptons versiyonudur. Arzu Gamze Kılınç ise naif suratı ve minyon tipi ile hükümet gibi kadın olan Queen V'yi canlandırırken içimden birşeyler koptu adeta. Gönülçelen dizisinde kendisini çok beğenirdim, yanlış anlaşılmasın ama bu rol için uygun insan değildir.
Ve kostümler.. Beren Saat'in zengin, şaaşalı kadın imajını özleyen seyirciye kostümler hakaret gibi olmuş kusura bakmasın kimse. Tamam Bihter'den farklı bir imaj verilmeye çalışılmış ama ilk bölümdeki korkunç sarı mıdır hardal mıdır nedir belli olmayan pantolon hala gözümden gitmiyor. Acilen doğru dürüst giydirilmesini talep ediyorum, yoksa asla bir Bihter Ziyagil fenomenliği olamayacak, Bihter kolyesi, çizmesi, yüzüğü gibi aksesuarlardan eksik kalacağız.
Oyunculuklara gelirsek, her zaman Beren'i oyuncu olarak daha başarılı bulsam da Tuba'nın zorda kalmış, çaresiz kadın rolünü beğendim, kendini geliştirmiş. Beren ise Fatmagül'ün sessizliği ile Bihter'in cadılığı arasında bir yerde gibi, resmen konuşmadan bölümü tamamladı ama işin kötüsü mimikler de pek olmamış be gülüm. İlerleyen bölümlerde kendini bulmasını umuyorum, zira Beren Saat Türkiye'de geleceği çok parlak bir oyuncu. Tuba'nın ise her daim Pantene reklamlarından fırlamış gibi duran perde misali ipek saçları tuvalet ovalarken biraz göze batmadı değil. Böyle detaylara dikkat edelim lütfen hapishane burası mahkumun sürekli bakımlı olmasını beklemek saçma.
Ha Tuba mı Beren mi derseniz, açıkçası şu anda ikisi de değil. Bu aralar favorim Kayıp Şehir'in delikanlı fahişesi Aysel'dir. Gökçe Bahadır oyunculuğu ile kimse kusura bakmasın ama ikisine de basar, basmaktadır ve hatta basmıştır.
İntikam'ın en büyük eksiği ile başlamak istiyorum sözlerime; Toygar Işıklı faktörü. Beren Saat'in bugüne kadar oynadığı her dizide arka fonda hep yumuşak ya da gergin nağmeleri ile duymaya alışık olduğumuz Işıklı ezgileri bu dizide yok. Yapım şirketinin farklı olması nedeni ile bu müziklerden uzak kaldık. Ve fakat, zenginlerin dünyası ve entrika dendi mi bende hep bir Toygar Işıklı sevgisi uyanır. Bu sefer büyük eksiklik var izlerken. Müzikleri kim yapıyorsa hiç olmamış anlayacağınız, otur sıfır.
Senaryosu bir filmden uyarlama olduğu icin gereğinden yavaş giden 20 Dakika'nın avantajı ise müzikleri. Ve fakat bu da bu diziyi kurtarmaya yetmeyecek, zira olay akışı çok zayıf. Tamam hapishane işkenceleri gösterilecek, Melek'in yaşadığı dram verilecek, Ali'nin geçireceği evrimi göreceğiz ama ikinci bölüm boyunca neredeyse 0 ilerleme gördük. İntikam, 20 Dakika'ya göre çok daha hızlı ilerliyor doğal olarak. İkinci bölümde bizim ailenin yarısına fenalıklar geldi izlerken 20 Dakika'yı, yaratılmaya çalışılan Ezel havası bu dizide cok tutmadı sanki.
Ama bu entrika İntikam'a yeterli olmayacak bence. Nejat İşler'in her dizinin ikinci sezonunda sıkılıp diziyi bırakma huyunu unutmuş sanırım zavallı yapımcılar, Aliye gibi yapımı bırakan İşler acaba bu dizide kaç bölüm dayanabilecek? Zamanlama hatalarına ve mantıksal hatalara değinmek de istemiyorum pek, zaten Şahika karakteri beni yeterince üzdü. Asla bir Victoria değil, olamaz. Çünkü Victoria her şeyiyle Firdevs Yöreoğlu'nun ABD'de vücut bulmuş hali idi, ve hatta bir Sümbül Karadağ'ın Hamptons versiyonudur. Arzu Gamze Kılınç ise naif suratı ve minyon tipi ile hükümet gibi kadın olan Queen V'yi canlandırırken içimden birşeyler koptu adeta. Gönülçelen dizisinde kendisini çok beğenirdim, yanlış anlaşılmasın ama bu rol için uygun insan değildir.
Ve kostümler.. Beren Saat'in zengin, şaaşalı kadın imajını özleyen seyirciye kostümler hakaret gibi olmuş kusura bakmasın kimse. Tamam Bihter'den farklı bir imaj verilmeye çalışılmış ama ilk bölümdeki korkunç sarı mıdır hardal mıdır nedir belli olmayan pantolon hala gözümden gitmiyor. Acilen doğru dürüst giydirilmesini talep ediyorum, yoksa asla bir Bihter Ziyagil fenomenliği olamayacak, Bihter kolyesi, çizmesi, yüzüğü gibi aksesuarlardan eksik kalacağız.
Oyunculuklara gelirsek, her zaman Beren'i oyuncu olarak daha başarılı bulsam da Tuba'nın zorda kalmış, çaresiz kadın rolünü beğendim, kendini geliştirmiş. Beren ise Fatmagül'ün sessizliği ile Bihter'in cadılığı arasında bir yerde gibi, resmen konuşmadan bölümü tamamladı ama işin kötüsü mimikler de pek olmamış be gülüm. İlerleyen bölümlerde kendini bulmasını umuyorum, zira Beren Saat Türkiye'de geleceği çok parlak bir oyuncu. Tuba'nın ise her daim Pantene reklamlarından fırlamış gibi duran perde misali ipek saçları tuvalet ovalarken biraz göze batmadı değil. Böyle detaylara dikkat edelim lütfen hapishane burası mahkumun sürekli bakımlı olmasını beklemek saçma.
Ha Tuba mı Beren mi derseniz, açıkçası şu anda ikisi de değil. Bu aralar favorim Kayıp Şehir'in delikanlı fahişesi Aysel'dir. Gökçe Bahadır oyunculuğu ile kimse kusura bakmasın ama ikisine de basar, basmaktadır ve hatta basmıştır.
5 Ocak 2013 Cumartesi
2012'nin En Saçma Enleri
2012'yi geride bıraktık, dizilerin bazıları yeni yılı görürken bazıları kayboldu gitti arşivlerin tozlu sayfalarında. Peki hangi dizi ne etki bıraktı bizde, hangi karakter gönüllere girdi hangisinden sokakta toplu dayak atacak kadar nefret ettik? Sizin için nacizane yılın enlerini seçtim bakalım katılacak mısınız?
Bu yılın en sinir bozucu kötüsü Karadayı'nın Savcısı Cancağızım Turgut oldu. Bu daldaki kadın ödülü içlerinde kötülükten başka bir şey olmayan 3 kadın arasındaki rekabet sonucu Caroline'e gitti. Ama Yer Gök Aşk'ın Hamiyet'i ile Lale Devri Zümrüt'ü de bu dalda fena kapıştılar.
Bu yılın en kankamız canımız ciğerimiz, gelsin beraber çekirdek çitletelim oyuncusu Yalan Dünya Zerrin oldu. Erkekte ise bu rol taklitleri ile mahalle delikanlılığına taş çıkaran Kuzey'e gitti. En beraber entrika çevirelim , içimizdeki kötülüğü çıkaran oyuncusu Yer Gök Aşk'taki ortağımız biricik Teyze'miz Sultan. Sinir bozucu kötü olur da sevimli kötü olmaz mı? Erkekte en sevimli kötü Dila Hanım'in psikopatı aşkı için dünyayı deviren Azer olurken kadında cadılığı ile gönlümüze taht kuran Hürrem ipi göğüsledi.
Dizi aleminin aşk hayatı en şanslı kadını Cemile oldu. Maşallah bereket tanrıçası gibi, her sezon yeni aşka yelken açıyor. Saçına başına ak düşmüş, her çocuğu ayrı sürünürken kadın pembe dizi karakteri gibi aşk yaşıyor. Dizi aleminin en suratına iki tane çarpılası karakteri Lale Devri Toprak olurken bırakın dizileri, dünyanın en safı olan ve holdingi değil limon tezgahını nasıl yöneteceğini bilemeyecek mal karakteri Çınar oluyor.
Dizi aleminin bu seneye damgasını vuran şarkısı Yalan Dünya Antakya'nın Saf Kızı Gülistan türküsü oluyor. Söz Yalan Dünya'dan açılmışken en beni evlat edinsinler de beraber saçmalasak ailesi bu yıl Karakaş ailesi, Nurhayat Bünyamin Karakaş oluyor. Bu yılın en teknolojiden bihaber elinde iphone'u altında BMW'si olup da Google'a düşmanın adını yazıp aratmaktan acizi Dila Hanın olurken, sadece 2012'nin değil sezonlardır ailemizin fettan gelini ödülü yine Dila Hanım'dan Sultan'a gidiyor.
Bu alemlerin en nabza göre şerbet veren, jet hızıyla şerit değiştireni Kuzey Güney'in elbezi Handan'ı olurken en doğal oyuncu ödülü yine bu dizideki taksici Yunus'a gidiyor. Değil bu yıl 15 yıl yayınlansa çözülemez dizi yumağı Dila Hanım dizisi olurken en saçmalamaya başlamış bitsin dizi kategorisinde ipi başrol oyuncularının hepsi ölmüş tamamen farklı bir kadroyla devam eden Yer Gök Aşk göğüslüyor.
2012'nin yüzü bir saniye gülse yirmi gün bahtı kapanan gözünden yaş eksilmeyen karakteri Benim İçin Üzülme'deki Buke olurken, bu alemde gördüğüm en itici Karadeniz tipi yine aynı diziden Şahin oluyor. Erken kaldırılmasına rağmen kulaklarımdan iğrenç desinin hala silinmediği, duyup duyabileceğiniz en kötü dublaji Ağır Roman Yeni Dünya'nın başrolü Cunyır Salih yaptı bu sene. En kuaför tipi olmayan kuaför ödülü, ne kaşı alınmış ne balyajı röflesi olan dedikodudan anlamayan "böyle kuaför mü olur arkadaş" dedirten Ağır Roman Yeni Dünya oyuncusu Kara Leyla'ya gidiyor.
Bu senenin en gerçekçi dizisi Kayıp Şehir olurken, en gerçekçi olmayan dizimiz ise Muhteşem Yüzyıl oluyor. Neden diye sorarsanız Tayyip haklı arkadaş. Bir dönemde herkes mi yakışıklı herkes mi güzel olur? Asıl dizinin yanlış tanıttığı nokta bu. Tabi ki ecdadımızı yanlış tanıtıyorsunuz! Koca burunlu yerden bitme kara kuru olan Osmanlı olmuş bir Biscolata soyu, Victoria Secrets defilesi anacım. Hayır Abdülhamit'i falan görmesek inanalım da güzel ırk olduklarına, neyse.
Değil 2012'nin alemlerinin en "tırnaksızı" Güney olurken, en irite edici aksan ödülü "Hönkarım" Firuze'nin oluyor. En yaşından kart göstereni Mihrimah Sultan olurken en hidayete ermiş ödülü Süleyman'cığıma gidiyor. Ekranların başarılı fahişesi Aysel olurken en başarısızı Ağır Roman Yeni Dünya Tina oluyor maalesef. Yayınlandığı bölüm itibariyle Twitter alemine damgasını vuran dizi İntikam olurken ekranların en yeni Biscolatası Şehzade Mehmet oluyor.
Hala arkasından yas tutup kıyafetlerini özlediğimiz kötülüğüne kurban en yeri doldurulamaz karakter Lale Devri Yeşim oluyor, Allah rahmet eylesin. En Gerçek dünyada asla survive edemeyecek kadar saf ve mal çifti çınar tabi ki de Çınar-Toprak Ilgaz olurken, en birbirine yakışan çifti ancak öbür dünyada kavuşabilen Havva ile Yusuf oluyor.
Ekranların 3 sezondur en döneği kimi tuttuğu belli olmayan üç sezondur yuvarlanıp gideni bu sene de Nigar oldu. Bu sezon hayatımızı giren Huzur Sokağı Şükran ise ekranların en melek ve hatta gereksiz melek karakteri olmuş oluyor. Senenin en eli böğründe kalanı Feriha rolünden havaya girip Son Yaz Balkanlar ile patlayan Feriha oluyor. Yeni sezonun en talihsiz kaldırılanı Veda olurken, en donuk ağlayan rolünü Huzur Sokağı Feyza üstleniyor. En bukalemun gibi rolden role gireni Kötü Yol'daki Reşat iken 20 Dakika'da Ali olan İlker Aksum oluyor. Ve son olarak bu sene hayatımıza giren en büyümüş de küçülmüş fındık kurdu karakteri ödülü Öyle Bir Geçer Zaman Ki'nin minik yıldızı Deniz Yıldız Talaşoğlu'na gidiyor.
Bu yılın en sinir bozucu kötüsü Karadayı'nın Savcısı Cancağızım Turgut oldu. Bu daldaki kadın ödülü içlerinde kötülükten başka bir şey olmayan 3 kadın arasındaki rekabet sonucu Caroline'e gitti. Ama Yer Gök Aşk'ın Hamiyet'i ile Lale Devri Zümrüt'ü de bu dalda fena kapıştılar.
Bu yılın en kankamız canımız ciğerimiz, gelsin beraber çekirdek çitletelim oyuncusu Yalan Dünya Zerrin oldu. Erkekte ise bu rol taklitleri ile mahalle delikanlılığına taş çıkaran Kuzey'e gitti. En beraber entrika çevirelim , içimizdeki kötülüğü çıkaran oyuncusu Yer Gök Aşk'taki ortağımız biricik Teyze'miz Sultan. Sinir bozucu kötü olur da sevimli kötü olmaz mı? Erkekte en sevimli kötü Dila Hanım'in psikopatı aşkı için dünyayı deviren Azer olurken kadında cadılığı ile gönlümüze taht kuran Hürrem ipi göğüsledi.
Dizi aleminin aşk hayatı en şanslı kadını Cemile oldu. Maşallah bereket tanrıçası gibi, her sezon yeni aşka yelken açıyor. Saçına başına ak düşmüş, her çocuğu ayrı sürünürken kadın pembe dizi karakteri gibi aşk yaşıyor. Dizi aleminin en suratına iki tane çarpılası karakteri Lale Devri Toprak olurken bırakın dizileri, dünyanın en safı olan ve holdingi değil limon tezgahını nasıl yöneteceğini bilemeyecek mal karakteri Çınar oluyor.
Dizi aleminin bu seneye damgasını vuran şarkısı Yalan Dünya Antakya'nın Saf Kızı Gülistan türküsü oluyor. Söz Yalan Dünya'dan açılmışken en beni evlat edinsinler de beraber saçmalasak ailesi bu yıl Karakaş ailesi, Nurhayat Bünyamin Karakaş oluyor. Bu yılın en teknolojiden bihaber elinde iphone'u altında BMW'si olup da Google'a düşmanın adını yazıp aratmaktan acizi Dila Hanın olurken, sadece 2012'nin değil sezonlardır ailemizin fettan gelini ödülü yine Dila Hanım'dan Sultan'a gidiyor.
Bu alemlerin en nabza göre şerbet veren, jet hızıyla şerit değiştireni Kuzey Güney'in elbezi Handan'ı olurken en doğal oyuncu ödülü yine bu dizideki taksici Yunus'a gidiyor. Değil bu yıl 15 yıl yayınlansa çözülemez dizi yumağı Dila Hanım dizisi olurken en saçmalamaya başlamış bitsin dizi kategorisinde ipi başrol oyuncularının hepsi ölmüş tamamen farklı bir kadroyla devam eden Yer Gök Aşk göğüslüyor.
2012'nin yüzü bir saniye gülse yirmi gün bahtı kapanan gözünden yaş eksilmeyen karakteri Benim İçin Üzülme'deki Buke olurken, bu alemde gördüğüm en itici Karadeniz tipi yine aynı diziden Şahin oluyor. Erken kaldırılmasına rağmen kulaklarımdan iğrenç desinin hala silinmediği, duyup duyabileceğiniz en kötü dublaji Ağır Roman Yeni Dünya'nın başrolü Cunyır Salih yaptı bu sene. En kuaför tipi olmayan kuaför ödülü, ne kaşı alınmış ne balyajı röflesi olan dedikodudan anlamayan "böyle kuaför mü olur arkadaş" dedirten Ağır Roman Yeni Dünya oyuncusu Kara Leyla'ya gidiyor.
Bu senenin en gerçekçi dizisi Kayıp Şehir olurken, en gerçekçi olmayan dizimiz ise Muhteşem Yüzyıl oluyor. Neden diye sorarsanız Tayyip haklı arkadaş. Bir dönemde herkes mi yakışıklı herkes mi güzel olur? Asıl dizinin yanlış tanıttığı nokta bu. Tabi ki ecdadımızı yanlış tanıtıyorsunuz! Koca burunlu yerden bitme kara kuru olan Osmanlı olmuş bir Biscolata soyu, Victoria Secrets defilesi anacım. Hayır Abdülhamit'i falan görmesek inanalım da güzel ırk olduklarına, neyse.
Değil 2012'nin alemlerinin en "tırnaksızı" Güney olurken, en irite edici aksan ödülü "Hönkarım" Firuze'nin oluyor. En yaşından kart göstereni Mihrimah Sultan olurken en hidayete ermiş ödülü Süleyman'cığıma gidiyor. Ekranların başarılı fahişesi Aysel olurken en başarısızı Ağır Roman Yeni Dünya Tina oluyor maalesef. Yayınlandığı bölüm itibariyle Twitter alemine damgasını vuran dizi İntikam olurken ekranların en yeni Biscolatası Şehzade Mehmet oluyor.
Hala arkasından yas tutup kıyafetlerini özlediğimiz kötülüğüne kurban en yeri doldurulamaz karakter Lale Devri Yeşim oluyor, Allah rahmet eylesin. En Gerçek dünyada asla survive edemeyecek kadar saf ve mal çifti çınar tabi ki de Çınar-Toprak Ilgaz olurken, en birbirine yakışan çifti ancak öbür dünyada kavuşabilen Havva ile Yusuf oluyor.
Ekranların 3 sezondur en döneği kimi tuttuğu belli olmayan üç sezondur yuvarlanıp gideni bu sene de Nigar oldu. Bu sezon hayatımızı giren Huzur Sokağı Şükran ise ekranların en melek ve hatta gereksiz melek karakteri olmuş oluyor. Senenin en eli böğründe kalanı Feriha rolünden havaya girip Son Yaz Balkanlar ile patlayan Feriha oluyor. Yeni sezonun en talihsiz kaldırılanı Veda olurken, en donuk ağlayan rolünü Huzur Sokağı Feyza üstleniyor. En bukalemun gibi rolden role gireni Kötü Yol'daki Reşat iken 20 Dakika'da Ali olan İlker Aksum oluyor. Ve son olarak bu sene hayatımıza giren en büyümüş de küçülmüş fındık kurdu karakteri ödülü Öyle Bir Geçer Zaman Ki'nin minik yıldızı Deniz Yıldız Talaşoğlu'na gidiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)