9 Nisan 2012 Pazartesi

Saraylar Gibi Gözleri Vardı, Saraylar Gibi

"Beni artık eskisi kadar sevmiyorsun değil mi?"
"Sen benim her zaman saray gözlüm olacaksın"

Hangimizin tüylerini ürpertmedi ki Seymen ile Bahar'ın bu sahnesi? Kim yazabilirdi onların aşkını bu kadar saf, içten? İçimizden biriydi o, bizlerden biriydi. Bizim gibi acılar çekmişti, aşkını henüz 41 yaşındayken toprağa vermişti. Şimdi de ona kavuşmaya gitti Meral Okay, geride Türk televizyonunun en başarılı dizilerinde imzasını bırakarak.

Bazı insanlar vardır, hiç tanışmamış olsan da dostun zannedersin. Meral Okay da benim için öyle biriymiş aslında. Ölümü tarif edemeyeceğim kadar sarstı beni, kansere bir kez daha lanet ettim. Bu yetenekli kalemden çıkacak bir yapımı daha izleyemeyecek, onun bizi kendimizden geçiren diyaloglarına üzülemeyecek olmak ne acı.

Biz onu İkinci Bahar ile tanımış olsak da aslında onun ekranlardaki ilk işi 1992'deki filmi Seni Seviyorum Rosa idi. Daha sonra biricik aşkı oyuncu Yaman Okay'ı kanserden 1994'te kaybeden ünlü senarist toparlanma aşamasında bilindik ve genelde Sezen Aksu'ya atfedilen bir çok şarkıya imzasını attı. Bunlardan en ünlüleri; Masum Değiliz, Adı Bende Saklı , Helal Ettim Hakkımı , Şimal Yıldızı, Adı Menekşe, Yaktılar Halil'imi idi.

Ancak oynadığı filmler ve diziler kadar yazdıkları ile akıllara kazındı ünlü senarist. Asmalı Konak, Bir Bulut Olsam, Yeditepe İstanbul ve son olarak Muhteşem Yüzyıl onu Türk televizyonlarının halden anlayan, halka inen ve herkesin ablası haline getirmişti. Asla kendini önplana çıkarmadı, yaptıgı işleri basit hale getirmedi, bizlere çok önemli oyuncuları tanıma fırsatı verdi.

İzlerken hala etkilendiğim bu dizilerin yazarı, bizlerin Kasap Melahat ablası, dinlerken gözlerimin dolduğu şu şarkılarına doyamadan bizi sensiz bıraktın ama sonunda Yaman'ına kavuştun ya, umarım ruhun şad olmuştur Meral Okay.

2 Nisan 2012 Pazartesi

YGS (Yavaştan Geçirme Sınavı) Hakkında Herşey: Geyikler, İzlenimler, Kesme Şekerler

ÖSS, YGS, LGS, OKS aklınıza gelebilecek her harfin kombine edilmesiyle öğrencilerin hayatlarının karartıldığı ülkeye Türkiye denir. Adını istedikleri kadar değiştirseler de içeriği ve hakkında yapılan geyikleri asla değiştiremezler. Ben girerken de böyleydi bu sistem; aradan geçmiş 3 sene, tıpatıp aynı iç karartıcı muhabbetler ve öğrenci geyikleri kardeşim dün sınava girdiğinde de döndü.

Eyüp Sultan'a gidip dualar adanır, anneler ellerinde Kuranlar ile okul bahçelerinde bekler. Dualı sular zorla içilir, dün okul bahçesinde en az 10 tane böyle vaka gördüm. Heyecandan bayılanlar hatta kusanlar, çekilir işkence değil. Hele kızın biri sınav heyecanına dayanamayıp vefat etmiş ki, okuyunca tüylerim diken diken oldu, Allah rahmet eylesin. Bir de manyaklar var, arkadaşının başarısını kıskanıp onun sınav yerini gizlice Hakkari olarak değiştiren sapığın haberini okuyunca inanamadım.

ÖSYM bu sene çok farklı kafalar yaşıyor sanırım, öğrencilere kalem, silgi, peçete ve hatta şekeri bile kendi vermeyi uygun görmüş. Hayır uğurlu kalem diye bir gerçek var abicim, kurşunkalemle yazamayan benim gibi kıl tipler var. Ne kadar kalıba sokacaksınız daha öğrenciyi? Küpe, kolye ve hatta metalli kıyafet bile yasak. Ordu kuruyoruz herhalde, bir sonraki seneye kıyafetleri de Kızılay dağıtacak gariban öğrencilerimize. Stresli öğrencileri bir de bu dertlere düşürüyorlar ya, helal.

Bilinen bir gerçek şudur: ÖSS -ya da adı her neyse- girdiğimiz hiçbir denemeye benzemez. Her öğrenci önceki senenin ÖSS kitapçıklarını alıp çözer azimle, en iyi netlerini yapıp sonra da havaya girer "Abi geçen sene ne kolaymış, 2008 çok basitmiş millet tabi girmiştir okullara bıdı bıdı". Önceki seneleri küçümsemek en büyük geyiğidir öğrencilerin. Bir de " Yeaa kanka ÖSS bizim dershanedeki denemeler kadar zor olmayacak, geçen senekileri çözdük ya işte" geyiği vardır ki, favorimdir. Bunu biz de yaptık, bizden sonrakiler de yapacak, bizden öncekiler de yaptı. Ama o sınav çıkışı yüzlerindeki dayak yemiş ifade yok mu, işte o zaman o sınavın nasıl enselerinde patladığını anlarsınız. Neymiş, demek ki gerçek ÖSS öyle dershanedeki denemelerle karşılaştırılamazmış.

Bir de çocuğundan hırslı anne tipi vardır ki, evlere şenlik. Çocuğu mütemadiyen diğer arkadaşlarıyla ve hatta kendi iş arkadaşlarının falan çocuklarıyla kıyaslar. Her denemenin sonucunu ezbere bilip sınavla ilgili her yerde genel değerlendirme yapar. Bence uzmanlar yerine bu anneler çıkmalıdır televizyonların ÖSS sonrası programlarına. "Türkçe beklediğimizden zordu, bizim oğlan matematikte çok iyiydi ama yetiştirememiş ühühü" gibi yorumlara ihtiyacımız var, biraz gülelim sınav sonrası.

Bu sene Türkçe'den geçirmişler anladığım kadarıyla, kimse matematiği yetiştirememiş. Bizim "haylaz" da sınav gözetmenine 'Geçirenler sağolsun' demiş, minik bir anarşik yetişiyor anladığınız. Fen geçmiş yıllara göre daha kolaymış falan filan. Bunları gazetelerden de okursunuz zaten. Ama şahsi fikrim; o ne paragraflar öyle abi?! Benim bile gözüm yoruldu biraz bakayım dedim sınav sonrası. Twitter ve Facebook'ta yaşayan gençler, kitap okumaya okumaya paragraflarda çökmüşlerdir zannımca; bu da benim babaanne yorumum olsun.

Şaka bir yana, kendini ve hayatını bu işe arayan anne babalara da, hayatları en bilindik klişe laf olan "3 saatlik bir sınava bağlı" öğrencilere de Allah sabır versin hazirandaki sınavlarda. Tamam hayat sınavdan ibaret değil tabi, herşeyin hayırlısı falan filan da siz gene de türevin, integralin kafasına vurun gençler; Nedim'in, Yahya Kemal'in eserlerini twitter şifreniz gibi ezberleyin. Haydi dağılabilirsiniz!