25 Mayıs 2012 Cuma

Aman Petrol Canım Petrol Artık Sana Sana Sana Muhtacım Petrol

Kimler geldi kimler geçti Türkiye'nin Eurovision masalından? Nilüfer'den Ajda Pekkan'a, MFÖ'den Neco'ya, Kayahan'dan İzel'e o heyecanı kimler yaşadı. Kaç defa 0 çekti güzel ülkemiz, sonunculuklar havada uçuştu. 28 yıllık makus talihini 2003'te kırdı Türkiye, Sertab Erener'in Everyway That I Can'i ile kucakladı birinciliği.

Türkiye için 1975'te Semiha Yankı ve Seninle Bir Dakika ile başlayan Eurovision hikayesi aslında Avrupa Yayın Birliği tarafından 1965'da başlatıldı. İlk yarışmanın birincisi Refrain şarkısı ile İsviçre oldu. Bugüne kadar yarışmayı en çok İrlanda kazandı, 7 birinciliklerinin üçünü üstüste alarak diğer ülkelere fark attılar diyebiliriz.

Yarışmaya direk katılan ülkeler İngiltere,Fransa,İspanya,İtalya ve Almanya uzun yıllar sonunculukları paylaşınca yarışmayı ciddiye almaya başladılar ki İngiltere bu sene Engelbert Humperdinck gibi bir devi koz olarak kullanıyor. Almanya da 2010'da birinci olarak hırsını yeniden ortaya koymuş oldu.

Eurovision denince Türkiye'de akla gelen ilk isim yılların sunucusu Bülent Özveren ve yorumları olmalı. Her sene yaptığı sosyopolitik yorumlar, dost ülkeler birbirine oy verecek diye sinirlenmesi, özellikle Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyet'inden ve Yunanistan'dan oy bekleyip beklememe taklidi yapması da evlere şenlik.

Celine Dion gibi yıldızların kariyerlerinin basamak noktası olan Eurovision Türkiye'de ise bir çok sanatçının kariyerlerine geçici bir süre de olsa ara vermelerine sebep olmuştur. 1980'de Pet'r Oil şarkısı çok iddialı olan Süper Starımız Ajda Pekkan kahverengi saçları ve mavi elbisesi ile ortalığı kasıp kavurmaya gitmiş, ancak 23 puan ile 15. olarak büyük çöküş yaşamıştır. Bu yıkımın ardından Pekkan bir süre ABD'ye yerleşmiş, toparlanması uzun zaman almıştır.

80lerde bugünün bir çok ünlüsünün yarıştığı yarışma için TRT doksanlarda tanınmamış grupları tercih etmiştir. MFÖ ve sevilen şarkıları Diday Diday Day ve Sufi ilk olarak Eurovision Şarkı Yarışması'nda duyulmuştur. Bir de Çetin Alp ve Opera faciası vardır ki, izlemediyseniz bir zahmet YouTube'dan açıp izleyiverin; yorumsuz kalacaksınız. 1997'de Şebnem Paker ve Dinle ile 3. olarak morali yerine gelen Türkiye, golünü 2003'te atmış; 80ler ve 90ların gençliklerinin hayali sonunda gerçekleşmiştir.

Facia şarkılar sadece 80lerde mı vardı? Ya 2000'lerdeki rezil şarkılara ne demeli? Hayır senelerdir katılıyorsun yarışmaya, İngilizce şarkı ile birincilik alıyorsun, sonraki sene kendi evinde 4.lük gibi bir başarıya sahip oluyorsun, bir anda Türkçeye dönmek neden? Hele de Gülseren denen ne idüğü belirsiz kadının felaket şarkısı Rimi Rimi Ley ile? Ardından rezilliğimiz 2006'da da bu sefer Sibel Tüzün ile sürüyor; Süper Star...

Can Bonomo ve Love Me Back'e olan güvenimiz sonsuz, ama sanki İsveç bu sene ipi göğüsleyecek gibi. Kardeş ülke Azerbaycan'dan tam destek bekliyoruz, onlardan 12 puanımız garanti ama diğer ülkelerle 2011-2012 ilişkilerimize göre bir puan karnesi gelecek muhtemelen. Kaybedersek başlayacak olan "Türkün Türkten başka dostu yok zaten abi, hepsinde Osmanlı'dan kalma kuyruk acısı var" ve "Ulan gurbetçiler var dedik puan vermediler" geyiklerine şimdiden hazırlanın. Erasmus'taki arkadaşlarımıza güveniyoruz, Vote4Bonomo diyoruz gençler.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Yavrum Seni Like Ettim

Geçen gün kardeşimin deyimiyle "çıfıt çarşısı" gibi olan odamı temizleme çabası içindeydim ki kutuların dibinden sonsuzluktan önce kalma bir hediye buldum. Son Anneler Günü hediyemdi, sene 2003. Gençliğin verdiği yaratıcı olma çabası ile zamanında ahşaptır, seramiktir her türlü boyama faaliyetine dalmıştım. O zamanlardan kalma bir hediye işte, içiçe geçmiş iki balık. Annem balık burcuydu, ona ithafen almışım boyamışım simlerle falan. Arkasına da tarihini not düşmüşüm, 11 Mayıs 2003. Garip, sanki başka bir hayata ait bir zaman dilimi gibi geliyor düşününce. Aşırı uzun zaman önceden kalma bir alışkanlık. Bir daha asla gerçekleşmeyecek bir ritüel benim için.

 Senelerdir hediye falan almadığından belki de, her anneler günü fazla hızlı geçer benim için, manasız gelir. Hele son yıllarda iyice alışveriş manyaklığına dönmüş zaten iş, herkesin derdi karlı çıkmak bugünden. Yaratıcı fikirler de yok değil, Arçelik'ten Kraliçe yapılması orjinal gelmişti, bu sene de Profilo'nun Yavrum Seni Like Ettim reklamına bayıldım. Bütün anneler Facebook bağımlısı olmuş zannımca, son yılların çizilen anne imajı budur.

Çiçekçilerin bayram edeceği gün geldi çattı işte; yarın geç kalanlar aceleyle çiçekçi arayacak, hediyeleri hazır olanlar heyecanla annelerinin beğenip beğenmeyeceklerini bekleyecek. Her zamanki gibi "Ay canımmm ne gerek vardı, önemli olan düşünmen" gibi muhabbetler dönecek, küçükler adına hediyeleri ödeyen babalar gizliden homurdanacak. Ama olsun, önemli olan anneleri mutlu etmek değil mi, senede bir gün de olsa hatırlanacaklar işte.

 Her sene söylenecek ama iki gün sonra unutulacak olan şeyi hatırlatarak kapayalım konuşmamızı, "önemli olan bir gün değil her gün hatırlamaktır annelerimizi, onlar başımızın tacı. Onları kaybetmeden anlayalım değerlerini." Ha bir de hediye almayı unutmayın, kanmayın ne gerek vardı laflarına gençler. Gözlerinizden öptüm.