Geçen gün kardeşimin deyimiyle "çıfıt çarşısı" gibi olan odamı temizleme çabası içindeydim ki kutuların dibinden sonsuzluktan önce kalma bir hediye buldum. Son Anneler Günü hediyemdi, sene 2003. Gençliğin verdiği yaratıcı olma çabası ile zamanında ahşaptır, seramiktir her türlü boyama faaliyetine dalmıştım. O zamanlardan kalma bir hediye işte, içiçe geçmiş iki balık. Annem balık burcuydu, ona ithafen almışım boyamışım simlerle falan. Arkasına da tarihini not düşmüşüm, 11 Mayıs 2003. Garip, sanki başka bir hayata ait bir zaman dilimi gibi geliyor düşününce. Aşırı uzun zaman önceden kalma bir alışkanlık. Bir daha asla gerçekleşmeyecek bir ritüel benim için.
Senelerdir hediye falan almadığından belki de, her anneler günü fazla hızlı geçer benim için, manasız gelir. Hele son yıllarda iyice alışveriş manyaklığına dönmüş zaten iş, herkesin derdi karlı çıkmak bugünden. Yaratıcı fikirler de yok değil, Arçelik'ten Kraliçe yapılması orjinal gelmişti, bu sene de Profilo'nun Yavrum Seni Like Ettim reklamına bayıldım. Bütün anneler Facebook bağımlısı olmuş zannımca, son yılların çizilen anne imajı budur.
Çiçekçilerin bayram edeceği gün geldi çattı işte; yarın geç kalanlar aceleyle çiçekçi arayacak, hediyeleri hazır olanlar heyecanla annelerinin beğenip beğenmeyeceklerini bekleyecek. Her zamanki gibi "Ay canımmm ne gerek vardı, önemli olan düşünmen" gibi muhabbetler dönecek, küçükler adına hediyeleri ödeyen babalar gizliden homurdanacak. Ama olsun, önemli olan anneleri mutlu etmek değil mi, senede bir gün de olsa hatırlanacaklar işte.
Her sene söylenecek ama iki gün sonra unutulacak olan şeyi hatırlatarak kapayalım konuşmamızı, "önemli olan bir gün değil her gün hatırlamaktır annelerimizi, onlar başımızın tacı. Onları kaybetmeden anlayalım değerlerini." Ha bir de hediye almayı unutmayın, kanmayın ne gerek vardı laflarına gençler. Gözlerinizden öptüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder