6 Şubat 2012 Pazartesi

Potpori Tadında Diziler

Bu hafta uzun uzun dizilerden bahsetmek yerine geçen hafta gözüme takılan bazı noktalardan bahsetmek istiyorum kısa kısa. Pazartesiden başlayalım; Son diğer üç bölümüne göre biraz yavaş tempoda ilerledi,kahramanlarımızın birbirleriyle olan bağlantılarının nasıl kurulduğunu öğrendik. Kahkahalarda gülmeme sebep olan sahne ise Nehir Erdoğan'ın bonus saçları oldu. O haldeyken Yiğit Özşener'i kendisine aşık edebildi ya, nasıl bir göz zevki mi desem, şans mı desem, kader mi desem bilemedim valla. Bu akşamki bölümün daha heyecanlı olmasını ümit ediyorum.

Yer Gök Aşk'ta bu bölüm katliam yaşadı resmen. Kurtlar Vadisi gibiydi mübarek, silahlar durmadı, Hamiyet Hancıoğlu'nun deyişi ile "Ürgüp Mafyası"na dondü aile fertleri. 245 dakikalık Digiturk yayın akışı süresince genelde dolma sarıp ütü yapabileceğiniz yavaşlıkta ve gereksiz sahnelerle dolu dizimiz, bu hafta gereksiz ivme kazandı, nereden baksanız 10 bölümlük gelişme yaşandı. Bade ve Leydi Macbeth çakması sahne de bu haftanın güldürenlerinden idi, senaryoyu kim yazdıysa tebrikler ne orjinal bir sahneydi ama! "Kan ellerimden çıkmıyor, yıkıyorum geçmiyor. Çıksana!" diye bağıran Bade sayesinde çok neşeli bir akşam geçirdim.

Salının güldüren sahnesi Öyle Bir Geçer Zaman Ki'den geldi. Cemile'nin yediği kazık ile parasız kaldı, yetmedi Kenan ondan arabayı da istedi, Cemile de maşallah neyi var neyi yoksa tribe girip çıkardı attı. İkidir ayakkabılarını çıkarıp yürüyen Cemile o badi yürüyüşü ile beni krizlere soktu, çamurlara ve yerdeki dikene taşa basmadan "fakir ama gururlu" yürüyüşü yapacak diye canı çıktı kadının yahu! Alışkanlık haline gelmese bari... Zaferini Caroline ile kutlayan Kenan'ın "Cemile artık bir fakirrrrr, nihahahah!" zafer narası da görülmeye değerdi.

Pargalı iyice padişah tribine girdi sanırım, haremini de kurmaya başladı. Nigar Kalfa'ya ev tutarak tüm yaşlı teyzelerden "Tü tü tü, yazıklar olsun!" nidalarını toplayan İbrahim kelleyi yavaş yavaş kaptırıyor, zamanının tadını çıkarsın bari. Bu bölümün en büyük hatalarından biri, Hatice'nin ikiz doğurması idi. 3 çocukları olan Hatice ile İbrahim'in ikizleri yoktu, Osmanlı hanedanlığında ikiz kayıtlarda bile yoktur. İlk çocukları Mehmet de bebekliğinde ölmemiştir zaten, ikinci kızlarının adı da Huricihan değil, Fülane Sultan'dır. Son olarak, ölmesine 4 sene kalan Valide Sultan'ın benden genç durması nedir Allah aşkına?

Kuzey Güney gençlere türkü ve arabesk sevdirme aşamasının ikinci sırasındaydı bu hafta, "Yalnızım Dostlarım" ile herkes aniden şarkının en büyük fanı haline geldi, videolar paylaşılmaya başlandı. Cemre'ye laf sokmak için ne yaptığını şaşıran Banu'nun da nişan bombası kursağında kaldı. Fatmagül'ün Suçu Ne?'de kazandığı hayran kitlesini hayal kırıklığına uğratmaya aday davranışlarda bulunan Güney ise benim de gözümden iyice düştü son haftalarda, parasını yediği Banu'yu iki dakikada satıp Cemre'ye yavşadığını unutmadık henüz.

Dünyanın en ağır senaryosuna sahip Fatmagül'ün Suçu Ne? ise gene şaşırtmadı, tüm bölüm hastanede ağır çekimde geçti. Hayır, Kerim'in ölmeyeceği belli, seyirciyi aptal yerine koymanın amacı ne? "Esas karakterleri öldürmeden diziye heyecan katmanın 10 yolu" adlı kitaba bin basar bu dizi, bu sefer de Mustafa'nın annesi hakkın rahmetine kavuştu. Namlı ailesinin tümü, Mustafa'nın anne babası, Erdoğan'ın amcası falan derken kimse kalmayacak yakında dizide. Bir de biri şu kızın saçına bir tarak alsın ne olur, tamam bakımsız falan imajı vermeye çalışıyorsunuz da dizi başında pırasa gibi olan saçlar nasıl bu hale geldi acaba? Ayrıca belirtmek isterim ki, eğer Meltem Selim'e dönerse, kadınlar başlarına gelen şeyleri hak ediyor demektir.

Tüm kızların beklentilerini tavan yaptıran Emir Sarrafoğlu yüzünden yakında ortada ilişki kalmayacak sanırım, tüm twitter alemi Emir-Feriha nikahı ile inledi. "Ne Ferihaymış" cümlesi trend topic oldu, onu bırakın da herkes asıl ne meraklıymış evlenmeye bu yaştan. Fatmagül'deki sümsüklük Feriha için de geçerli, tamam kapıcı kızısın falan da ne bu kendine bakmamazlık, böyle mi kafaladın bu çocuğu sen bakayım? Ayrıca Sanem'i "alemin orospusu" olarak lanse etmek istiyorlarsa çok doğru yoldalar, bir Bülent kalmamıştı takılmadığı;sübyancı karı. Son olarak, eski Yeşilçam filmleri klişesi olan "zengin arkadaşların fakir gelini aşağılaması" sahnesini kullanmayalım, kullananları uyaralım. Hande ve tayfası gibi kaç görmemiş zengin var ya gidip de Gülsüm'le uğraşacak, yemeğe gidip dalga geçmeye hazırlanacak?

Bu hafta gözüme kısa gözüktü nedense Yalan Dünya, bir şey anlamadan bitiverdi. Nurhayat ve Tülay'lı sahneler özellikle güldürdü beni, "Ezik miyim lan ben!" şimdiden dillere dolanmış gibi. Yalnız Gülse Birsel'in bacaklarını gösterme cabaları komik kaçıyor artık, biz burada donarken mini etek, elbise ve yazlık tshirtler falan. Spora gidip bacak çalışıyor herhalde diye düşünmeden edemiyorum. Orçun'lu sahnelerde bir azalma da gözüme çarpmadı değil, bu kadar beğenilmiş bir karaktere daha çok yer verilmeli bence.

Haftasonunun yavaş dizisi Lale Devri ise hakikaten saçmalamaya başladı. Yeşim'in entrikalarından bana gına geldi, kimse de Toprak ve Çınar kadar çok affedersiniz gerizekalı olamaz, hak ediyorlar başlarına ne geliyorsa. Çınar'ı terk eden Toprak'ın Beyoğlu'nda otel arama çabaları da görülmeye değerdi, insan kötü yola düşmek için bu kadar uğraşmaz yani. Nerde ucube, genelev tipli pansiyon var hepsine girdi. Gözü açılmazsa bu haftadan da sonra, protesto edip bırakacağım diziyi yeter artık ne bu saflık salaklık canım.

Hafta sonlanırken hızı ile tüm dizileri sollayan Al Yazmalım yine şaşırttı seyirciyi. İlyas yine Helin'i affeder, bir salak da o diye düşünürken "Kaltaksın sen!" naraları ile tekmeyi yedi Helin. Bir başka tekme de şükür ki Tahir'den dizinin diğer şıllığı Ayça'ya geldi, içimin yağları eridi. Ancak dizi yine sağ gösterip sol vurdu, tam kavuşacak iken çiftimiz, İlyas, Asiye ile Cemşit'in evlilik haberi ile yıkıldı.

Kısa yazayım derken yine suyunu çıkardım maşallah, günlere bölüştürüp okursunuz artık. İyi haftalar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder